A
- Absürt: insanın anlam arayışıyla evrenin sessizliği arasındaki uyumsuzluk. → Varoluşçuluk
- Anjambman (ulantı): şiirde anlamın dize sonunda bitmeyip sonraki dizeye taşması.
- Anlatıcı: hikâyeyi anlatan ses. Yazarla aynı kişi değildir. → Bakış açısı
- Anlatım biçimi: paragrafın ne yaptığı — öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, tartışmacı. → Ayrıntı
- Aruz: hecelerin uzunluk-kısalığına dayanan ölçü. → Ayrıntı
B
- Bakış açısı: hikâyenin kimin gözünden anlatıldığı. Birinci kişi, üçüncü kişi sınırlı, tanrısal.
- Beyit: anlamca bütün oluşturan iki dize. Divan şiirinin birimi. → Nazım biçimleri
- Bilinç akışı: zihinden geçenlerin düzenlenmeden aktarılması. → Ayrıntı
- Büyülü gerçekçilik: gerçek dünyada olağanüstü olayların, kimse şaşırmadan yaşanması. → Ayrıntı
Ç–D
- Çatı: fiilin özne ve nesneyle ilişkisi — etken, edilgen, dönüşlü, işteş. → Ayrıntı
- Çatışma: kahramanın istediği ile önündeki engel arasındaki gerilim. Hikâyenin motoru. → Ayrıntı
- Deus ex machina: çözümün, hikâyenin içinden gelmeyen dış bir müdahaleyle gelmesi. Genellikle kusur sayılır.
- Doruk noktası: gerilimin en yükseldiği, kararın verildiği an.
- Dize (mısra): şiirin bir satırı.
E–F
- Epigraf: kitabın ya da bölümün başına konan alıntı.
- Fabl: hayvan kahramanlı, ders veren kısa öykü. → Ayrıntı
- Fiilimsi: fiilden türeyen ama çekimlenemeyen sözcük. → Ayrıntı
G–H
- Geriye dönüş (flashback): anlatının geçmişteki bir sahneye dönmesi. → Ayrıntı
- Güvenilmez anlatıcı: okurun anlattıklarına güvenemeyeceği anlatıcı. → Ayrıntı
- Hubris: kahramanın kibri; Yunan trajedisinde felaketin kaynağı. → Ayrıntı
İ–K
- İmge: duyulara seslenen, zihinde canlanan söz.
- İroni: söylenenin tersinin kastedilmesi; ya da beklenenin tersinin olması.
- İstiare: benzetmenin yalnız bir tarafının söylenmesi. → Söz sanatları
- Kafiye: dize sonlarındaki, görevleri farklı ses benzerliği. → Ayrıntı
- Katarsis: trajedide seyircinin acıma ve korku yoluyla arınması.
- Kinaye: hem gerçek hem mecaz anlama gelen, mecazı kastedilen söz.
- Klişe: çok kullanılmaktan etkisini yitirmiş kalıp. → Ayrıntı
M
- Mazmun: Divan şiirinde kalıplaşmış imge (servi = boy, gül = yanak). → Ayrıntı
- Mecaz: bir sözün gerçek anlamı dışında kullanılması.
- Metinlerarasılık: bir metnin başka metinlere gönderme yapması. → Ayrıntı
- Mise en abyme: bir eserin kendi içinde küçültülmüş kopyasını barındırması — kitap içinde kitap, oyun içinde oyun.
- Monomit: mitlerin paylaştığı ortak yolculuk yapısı. → Kahramanın Yolculuğu
N–Ö
- Nazım birimi: şiirin yapı taşı — dize, beyit, dörtlük, bent.
- Novella: uzun hikâye ile kısa roman arası tür. → Ayrıntı
- Olay örgüsü: olayların neden-sonuç ilişkisiyle dizilişi. → Ayrıntı
- Öngörü (foreshadowing): ilerideki bir olayın önceden sezdirilmesi.
- Ölçü: şiirdeki ses düzeni — hece, aruz ya da serbest.
P–S
- Pastiş: bir üslubun taklidi. Alay amacı yoksa saygı, varsa parodidir.
- Redif: dize sonlarındaki, görevi aynı olan ek ya da kelime tekrarı. → Ayrıntı
- Sıfat-fiil (ortaç): fiili sıfatlaştıran ek. → Ayrıntı
- Sinopsis: eserin kısa ve bütün olay örgüsünü içeren özeti. → Ayrıntı
T–Z
- Tema: eserin altında yatan soyut düşünce. Konu somut, tema soyuttur. → Ayrıntı
- Teşbih: iki şeyin ortak bir özellik üzerinden karşılaştırılması.
- Tevriye: çok anlamlı bir sözün uzak anlamının kastedilmesi.
- Üstkurmaca: metnin kendi kurmacalığından söz etmesi. → Ayrıntı
- Yan cümlecik: fiilimsiyle kurulan, tek başına yargı bildirmeyen cümle parçası.
- Zarf-fiil (ulaç): fiili zarflaştıran ek — "-ip, -arak, -ince, -ken".
Eksik bulduğun bir terim mi var? Blogda daha fazlası için söz sanatları, edebiyat akımları ve kitap türleri yazılarımıza bakabilirsin.
Okuduklarını takip et. Arwy Google Play'de.