Bu yazı romanın yapısını ve temalarını tartışıyor. Ayrıntılı olay örgüsü çözümlemesi içermiyor ama genel çerçeveyi anlatıyor.
Kısaca ne anlatıyor?
Turgut Özben, eski arkadaşı Selim Işık'ın intiharını öğrenir ve onu tanımadığını fark eder. Selim'in geride bıraktıklarını — yazılarını, tanıdıklarını, izlerini — araştırmaya başlar. Araştırdıkça kendi hayatı da çözülür.
Yani roman bir soruşturma biçiminde ilerliyor; ama aranan şey bir katil değil, bir insanın neden tutunamadığı.
Neden zor?
Zorluk dilde değil — biçimde. Roman düz bir anlatı sunmuyor:
- Uzun dipnotlar, bazen sayfanın büyük kısmını kaplıyor.
- Sözlük maddeleri, şiirler, şarkı sözleri, mektuplar araya giriyor.
- Noktalamanın kaybolduğu, bilinç akışına yaklaşan bölümler var. Bilinç akışı
- Anlatıcı değişiyor; kimin konuştuğu her zaman net değil.
Bu zorluk bir kusur değil, romanın konusu. Tutunamayan bir insanın zihni düzenli akmıyor; kitap da akmıyor. Biçim, temanın kendisi.
"Tutunamayan" kavramı
Romanın Türkçeye kazandırdığı kelime. Anlamı basit bir "başarısız" değil:
- Toplumun sunduğu rollere yerleşemeyen.
- Yerleşemediği için kendini eksik sanan.
- Ama aslında sorunun kendisinde değil, rollerin darlığında olduğunu sezen.
Bu kelimenin dile yerleşmesi, romanın en somut etkisi.
Mizah
Kitabın en çok atlanan yanı: Tutunamayanlar komik bir romandır. Karamsar bir eser olarak anılıyor ama sayfalarında sürekli ironi, alay ve saçmalık var.
Ve bu mizah, acıyı hafifletmiyor — taşınabilir kılıyor. Mizah yazmak yazımızda anlattığımız gibi, komedi ile trajedi komşu.
Temalar
- Yabancılaşma: hem topluma hem kendine.
- Modernleşme sancısı: Batılı olmak ile buralı kalmak arasında sıkışma.
- Dil ve iletişimsizlik: karakterler çok konuşuyor ama birbirine ulaşamıyor.
- Aydın olmanın yalnızlığı: anlamak, uyum sağlamayı zorlaştırıyor.
Edebiyat tarihindeki yeri
1972'de yayımlandığında az ilgi gördü; Oğuz Atay 1977'de öldüğünde roman hâlâ geniş kitleye ulaşmamıştı. Yükselişi 1980'lerden sonra oldu.
Bugün Türk edebiyatının modernist dönüm noktası sayılıyor: kendisinden sonraki pek çok yazar ondan besleniyor. Postmodern edebiyat ve Cumhuriyet dönemi edebiyatı yazılarımıza bak.
Nasıl okunmalı?
Yarım bırakmamak için işe yarayan öneriler:
- Anlamadığın yeri geç. Roman her satırını anlamanı beklemiyor.
- Dipnotları atlayabilirsin — ilk okumada. Sonra dönersin.
- Yavaş oku, ara ver. Baştan sona hızlıca okunacak bir kitap değil.
- Mizahı ara. Komik bulduğun yerlerde kitap seninle konuşuyor demektir.
- İlk yüz sayfa zorsa normal. Çoğu okur orada bırakıyor; devam edenler için kitap açılıyor.
Kitabı yarım bırakmak yazımıza bak — ve bu kitabı bırakmak da tamamen meşru.
Önce hazırlık isteyenler için
Doğrudan girmek istemiyorsan, Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken öykü kitabıyla başlamak iyi bir yol: aynı ses, aynı mizah, çok daha kısa parçalar.
Sonra ne okumalı?
- Oğuz Atay — Tehlikeli Oyunlar: devamı gibi okunabiliyor.
- Yusuf Atılgan — Aylak Adam: aynı yalnızlık, daha kısa ve düz bir anlatım.
- Ahmet Hamdi Tanpınar — Saatleri Ayarlama Enstitüsü: modernleşme sancısına mizahla bakan bir başka roman.
Türk edebiyatı klasikleri yazımıza bak.
Okuduklarını takip et. Arwy Google Play'de.